Kirada oturmak kötü bir karar değil; bazı durumlarda açıkça daha doğrusu. Bunu bir emlakçı olarak söylüyorum. Belirleyici olan fiyat ya da faiz değil, aynı yerde ne kadar kalacağınız.
Kirada kalmanın daha mantıklı olduğu durumlar
Önümüzdeki iki üç yıl içinde başka şehre ya da eyalete taşınma ihtimaliniz varsa ev almayın. Alım ve satım masrafları o kadar kısa sürede geri gelmiyor.
İş durumunuz belirsizse, nerede olacağınızı bilmiyorsanız kirada kalmak esneklik satın almak demek. Bu meşru bir tercih, geçiştirilecek bir şey değil.
Kredi notunuz henüz hazır değilse acele etmeyin. Kötü şartlarla otuz yıl borçlanmak, bir süre bekleyip daha iyi şartlarla girmekten çok daha pahalıya geliyor.
Peşinat, kapanış masrafı ve acil fon üçü birden hazır değilse de bekleyin. Eksik girilen bir alım, ilk yıl içinde sıkıntıya dönüşüyor.
Satın almanın mantıklı hale geldiği eşik
Genel kural: aynı evde en az üç ile beş yıl kalacaksanız. Bu süre, kapanış masraflarının ve ileride satarken ödeyeceğiniz maliyetlerin amorti olduğu aralık.
Kredi notunuz ve borç gelir oranınız uygunsa, üç kalem para hazırsa ve aylık toplam maliyeti rahatça karşılıyorsanız matematik lehinize dönmeye başlıyor.
Kendinize sorulacak tek soru şu: önümüzdeki beş yılda bu bölgede olacak mıyım? Cevap net bir evet değilse acele etmeyin.
Equity: kiranın yapamadığı şey
Kira ödediğinizde para gidiyor ve geri gelmiyor. Mortgage ödediğinizde ise taksitin bir kısmı borcunuzu azaltıyor; o kısım sizde kalıyor. Buna equity deniyor.
İlk yıllarda bu pay küçük görünüyor, çünkü ödemenin büyük kısmı faize gidiyor. Zamanla oran tersine dönüyor ve birikim hızlanıyor.
Bir de otuz yıl sabit faiz var; dünyada çok az ülkede bulunan bir imkân. Bugün imzaladığınız oran otuz yıl boyunca değişmiyor. Kiralar artarken sizin kredi taksitiniz sabit kalıyor.
Bir ayrıntı daha: equity yalnızca ödediğiniz taksitlerden birikmiyor. Evin değeri artarsa o artış da size ait oluyor; değer düşerse risk de sizde. Kirada bu denklemin iki tarafı da yok, ne kazanç ne risk.

