Emlak işleminde iki ayrı taraf ve iki ayrı temsilci var: listing agent satıcıyı, buyer's agent alıcıyı temsil ediyor. Bu ayrımı bilmemek, müzakere gücünüzü farkında olmadan karşı tarafa vermek anlamına geliyor.
İki taraf, iki temsilci
Listing agent satıcıyla sözleşme imzalamış; görevi satıcı için en iyi fiyat ve şartları elde etmek.
Buyer's agent ise sizinle anlaşmış; görevi sizin için en iyi sonucu almak. İki rolün çıkarları doğal olarak karşıt.
Bu yüzden ilan sahibinin temsilcisiyle konuşurken kendi durumunuz hakkında verdiğiniz her bilgi karşı tarafa aktarılabiliyor.
Kendi temsilcinize sahip olmak, süreçte size ait bilgilerin kimin elinde toplandığını da belirliyor.
Alıcı emlakçısı ne yapıyor
MLS üzerinden ilanlara tam erişimle uygun evleri süzüyor ve randevuları yönetiyor. Genel ilan sitelerindeki veriler bazen gecikmeli güncelleniyor; hızlı piyasada bu fark önem taşıyor.
Bölgedeki benzer satışlara bakarak fiyat analizi hazırlıyor. Teklif tutarını duyguya değil veriye dayandırmanın yolu bu.
Teklifi hazırlıyor, şartları yazıya döküyor ve müzakereyi yürütüyor: fiyat, option period süresi, satıcı katkısı, onarım talepleri.
Sözleşmeden kapanışa kadar takvimi takip ediyor ve belgeleri yönetiyor. Süreçteki tarihleri kaçırmamak doğrudan hak kaybını önlüyor.
Bir de görünmeyen bir işi var: sürecin tarihlerini takip etmek. Option period bitişi, belge teslim günleri ve kapanış tarihi kaçırıldığında geri dönüşü olmayan hak kayıpları doğuyor.
Open house'ta dikkat
Kapıda sizi karşılayan kişi çoğu zaman listing agent. Samimi ve yardımsever olması, sizin tarafınızda olduğu anlamına gelmiyor.
Bütçenizin üst sınırını söylemeyin. "Bu evi çok beğendim" ya da "acele etmemiz gerekiyor" gibi ifadeler de müzakere bilgisi.
Gözlem yapın, soru sorun, not alın. Ama kendi durumunuzu anlatmayın; o bilgi satıcıya ulaşıyor.
Kendi emlakçınız varsa ziyarette onu belirtmeniz de yeterli oluyor; iletişim temsilciler arasında yürüyor.

